Manisa Alaşehir’de yapılmak istenen JES ile ilgili “ÇED Gerekli Değildir” kararı iptal edildi.

        T.C.

     MANİSA

2. İDARE MAHKEMESİ

ESAS NO   :2020/196

KARAR NO:2020/191

DAVACI                    :ALAŞEHİR ZİRAAT ODASI BAŞKANLIĞI

VEKİLİ                      :AV. AKIN YAKAN

DAVALI                     :MANİSA VALİLİĞİ  MANİSA

DAVANIN ÖZETİ    :Davacı tarafından, Manisa ili, Alaşehir ilçesi, Tepeköy ve Baklacı Mahalleleri Ova mevkiinde …. A.Ş tarafından yapılması planlanan Özmen 4 JES (19,9 MWe)  projesi (2013/01 numaralı Jeotermal Kaynak İşletme Ruhsatında 15 adet Sondaj dahil) ile ilgili olarak Manisa Valiliği tarafından verilen 29.01.2020 tarih ve  E.202063 sayılı “Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir” kararının, unsurları bakımından sakat olduğu, anılan kararın Anayasa, Çevre Kanunu ve Uluslararası Sözleşme hükümlerine aykırı olduğu, ÇED sürecinin en önemli kararlarından birisinin projenin yapılacağı yere ilişkin “yer seçimi” kararı olduğu, tarım bölgeleri düzeyinde bağ alanı sıralamasında Ege Bölgesinin birinci sırada olduğu, özellikle jeotermal sularda yasal sınırların üzerinde bulunan “bor”un çevre ve tarım için tehlike olma özelliğini sürdürdüğü, jeotermal atık suların hem sulama suyunda  hem de bu su ile sulanan topraklarda olumsuz etkiler oluşturduğu dolayısıyla bu alanlarda tarımı yapılan bitkilere özellikle de bor elementine çok duyarlı olan üzüm bağlarına zarar verdiği, ziraat mühendisleri tarafından gerçekleştirilen bilimsel incelemelerde  bor elementinin su, toprak ve dolayısıyla bitkilere olan olumsuz etkilerinin değerlendirildiği ve jeotermal tesislerden havaya salınan gazdan bitkilerin önemli oranda zarar görerek ürün kalite ve miktarının dikkate değer ölçüde düştüğünün tespit edildiği, dolayısıyla jeotermal tesislerden doğaya salınan  sıvı ve gazların doğaya ve ekolojik dengeye verdiği zararın tartışmasız olarak ortaya konulduğu, dava konusu Özmen 4 JES (19,9MWe) projesi kapsamında santral alanının 151.946 metrekare olduğu ve alanın İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında tarım arazisi niteliğinde; kuyu lokasyonlarının ise tarım ve mera alanı niteliğinde göründüğü, bu alan içerisinde projenin gerçekleştirilmesinin tarım ve sulama alanlarını tehlike altına sokacağı, ayrıca söz konusu alanın yerleşim birimlerine yakın konumda  ve Alaşehir Çayına da çok yakın olduğu, Alaşehir de birçok sondaj kuyusunda Alaşehir Çayına ve kanallara jeotermal atık sıvı bırakıldığı bu nedenle anılan projenin Alaşehir Çayı için büyük bir tehlike oluşturacağı, proje kapsamında yapılması planlanan çamur havuzunun ve depolama havuzunun  kapasitesinin yetersiz olduğu, Manisa Ovasının 12.12.2016 tarih ve 2016/9620 sayılı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle “büyük ova koruma alanı” olarak belirlendiği burada yapılacak olan faaliyete ilişkin dava konusu işlemin  sebep unsuru yönünden sakat olduğu, ayrıca fiili olarak çakılan sondaj noktaları ile ÇED ekinde yer alan koordinatların aynı olmama ihtimalinin bulunduğu, bu durumda işlemin konu yönünden sakat olabileceği, tüm bu nedenlerle dava konusu işlemin “kamu yararı” unsurundan açıkça yoksun olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ       :Dava konusu karara konu projenin jeotermal kaynağın çıkarılması ve kullanılması, maden, petrol ve jeotermal kaynak arama projeleri kapsamında yer aldığı, seçme-eleme kriterlerine tabi bir proje olduğu, Jeotermal Kaynak arama projesine ilişkin olarak sunulan proje tanıtım dosyası üzerinde teknik, idari ve mevzuat açısından inceleme ve değerlendirme sürecinin hassasiyetle yürütüldüğü, inceleme- değerlendirme sürecinde Devlet Su İşleri 2. Bölge Müdürlüğü, Manisa Su ve Kanalizasyon  İdaresi Genel Müdürlüğü,  Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden görüş istendiği, olumlu görüş üzerine Çed gerekli değildir kararı verildiği, dava konusu proje alanının jeotermal kaynak işletme ruhsatı bulunan bir alan olduğu, 2872 sayılı Kanunda jeotermal enerji santrallerinin yerleşim alanına mesafesine ilişkin kısıtlayıcı hüküm yer almadığı, dava dilekçesinde Çiftçi Malları Koruma Başkanlığınca tespit edildiği belirtilen Alaşehir Çayına atık su deşarj edildiği yönündeki iddiaların hiçbirinin dava konusu edilen firma ve projeye ilişkin olmadığı, jeotermal enerjinin çevre kirliliğine neden olduğu yönündeki iddiaların dava konusu projeye ilişkin somut bir iddia olmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK  MİLLETİ  ADINA

Karar veren Manisa 2. İdare Mahkemesince, davacının duruşma isteminden vazgeçtiği görülerek, dava dilekçesi ve ekleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Yasa’nın 18. maddesi ile eklenen “ivedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:

Dava; davacı tarafından, Manisa ili, Alaşehir ilçesi, Tepeköy ve Baklacı Mahalleleri Ova mevkiinde …. A.Ş tarafından yapılması planlanan Özmen 4 JES (19,9 MWe)  projesi (2013/01 numaralı Jeotermel Kaynak İşletme Ruhsatında 15 adet Sondaj dahil) ile ilgili olarak Manisa Valiliği tarafından verilen 29.01.2020 tarihli  “Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir” kararının iptali istemiyle açılmıştır.

2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde, “Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; Proje Tanıtım Dosyası: Gerçekleşmesi plânlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı ifade eder.” hükmüne, 10. maddesinde; “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.  Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir” hükmüne yer verilmiştir.

25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre (a) anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde  yer alan projeler ile Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir” kararı verilen projeler ve (c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise; Bu Yönetmeliğin EK-2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu hükme bağlanmış, 17. maddesinde; “Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında “ÇED Gereklidir” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır.” hükmüne, “Kapasite artışları” başlıklı 20. maddesinde ise;

(1) Kapasite artışları; “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan ve eşik değeri olan projelerde yapılacak kapasite artışı ve/veya genişletilmesinin planlanması durumunda:

a) “ÇED Olumlu” kararı bulunan projelerde;

1) Planlanan artış veya artışlar toplamı Ek-2 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde ise, 16 ncı madde kapsamında başvuru yapılması,

2) Planlanan artış veya artışlar toplamı Ek-1 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde ise, 8 inci madde kapsamında başvuru yapılması,

gerekmektedir.

b) “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelerde planlanan artış veya artışlar toplamı Ek-2 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde ise mevcut proje kapasitesi ile toplanması ve bu toplamın;

1) Ek-2 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde kalması durumunda 16 ncı madde kapsamında başvuru yapılması,

2) Ek-1 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde kalması durumunda 8 inci madde kapsamında başvuru yapılması,

gerekmektedir.

(2) “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelerde kapasite artışı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, planlanan projenin etkileri, mevcut karara esas çevresel etkiler ile birlikte kümülatif olarak değerlendirilir.” düzenlemesine  yer verilmiştir

Aynı Yönetmeliğin Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesinin yer aldığı EK-1 sayılı listenin  44. maddesinde; jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması (Isıl kapasitesi 20 MWe ve üzeri) için ÇED Raporu hazırlanması zorunlu olduğu, Seçme-Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesinin yer aldığı Ek-2  sayılı listenin 43. maddesinde ise ; jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması (Isıl kapasitesi 5 MWe ve üzeri) için ÇED Raporu hazırlanması zorunluluğu bulunmadığı belirtilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; Manisa ili, Alaşehir ilçesi, Tepeköy ve Baklacı Mahalleleri Ova mevkiinde yer alan 2013/01 numaralı Jeotermal Kaynak İşletme Ruhsat sahasında … A.Ş. tarafından yapılması planlanan 19,9 MWe kurulu güç kapasiteli Özmen 4 JES  projesi ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliğinin 17. maddesi uyarınca Manisa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce tesis edilen 29.01.2020 tarih ve E.202063 sayılı “Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir” kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda; her ne kadar dava dilekçesinde Manisa ili, Alaşehir ilçesi Ova Mevkiinde … A.Ş. tarafından yapılması planlanan Özmen-4 Jeotermal Enerji Santrali (19,9 MWe)  projesi (2013/01 numaralı Jeotermel Kaynak İşletme Ruhsatında 15 adet Sondaj dahil) ile ilgili olarak Manisa Valiliği tarafından verilen 04.02.2020 tarihli “Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir” kararının iptali istemine yer verildiği görülmekte ise de dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden dava konusu edilen alanda yapılması planlanan Özmen-4 Jeotermal Enerji Santrali (19,9 MWe)  projesi için verilen “Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir” kararının 29.01.2020 tarih ve E.202063 sayılı karar olduğu, bu haliyle davacı tarafından iptali istenilen kararın da 29.01.2020 tarih ve E.202063 sayılı karar olduğu anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta; Mahkememizin 06.03.2020 tarihli ara kararı üzerine dava dosyasına sunulan belgelerin incelenmesinden … A.Ş. tarafından Manisa ili, Alaşehir ilçesi, Tepeköy ve Baklacı Mahalleleri Ova mevkiinde yer alan dava konusu 2013/1 numaralı jeotermal kaynak işletme ruhsat sahasında yapılması planlanan 19 MWe kurulu güç kapasiteli Özmen-3 Jeotermal Enerji Santrali projesi ile ilgili olarak Manisa Valiliği tarafından 24.07.2017 tarih ve E.2017380 sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararının verildiği görülmektedir.

26/05/2017 günlü, 30077 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 9. maddesi ile değiştirilen mevcut Yönetmeliğin 20. maddesinin 1’inci fıkrasında yer alan “(1) Kapasite artışları; “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan ve eşik değeri olan projelerde yapılacak kapasite artışı ve/veya genişletilmesinin planlanması durumunda: a) “ÇED Olumlu” kararı bulunan projelerde; 1) Planlanan artış veya artışlar toplamı Ek-2 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde ise, 16 ncı madde kapsamında başvuru yapılması, 2) Planlanan artış veya artışlar toplamı Ek-1 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde ise, 8 inci madde kapsamında başvuru yapılması, gerekmektedir. b) “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelerde planlanan artış veya artışlar toplamı Ek-2 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde ise mevcut proje kapasitesi ile toplanması ve bu toplamın; 1) Ek-2 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde kalması durumunda 16 ncı madde kapsamında başvuru yapılması, 2) Ek-1 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde kalması durumunda 8 inci madde kapsamında başvuru yapılması, gerekmektedir.” şeklindeki düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Ondördüncü Dairesinin 04/12/2017 tarih ve E:2017/2082 sayılı karar ile yapılan değişikliğin hukuka aykırı görülmemesi sebebiyle yürütmenin durdurulması isteminin reddedildiği, karar yapılan itiraz sonrasında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararı ile ÇED mevzuatına ilişkin Yönetmelik değişiklikleri ile değişikliklere ilişkin yargı kararları irdelendikten sonra ” …Dava konusu madde hükmü incelendiğinde, “ÇED Olumlu”  ya da  “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelerde, kapasite artışının Yönetmelik ile öngörülen eşik değerler üzerinde olması halinde, ÇED sürecine başlanacağı, eğer kapasite artışı, söz konusu eşiklerin altında ise, projenin ÇED sürecine tabi olmayacağı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen yargı kararlarının gerekçesi göz önüne bulundurulduğunda,  çevre üzerinde olumsuz etkilerinin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu saptanan projelerde salt kapasite artışının dikkate alınmasının çevrenin korunması, sürdürülebilir çevre ve kalkınma ilkeleri ve kamu yararı ile bağdaşmadığı, bu nedenle, mevcut kapasite ve kapasite artışı bir bütün olarak değerlendirilmeksizin, ÇED sürecini, salt kapasite artışının Yönetmelik ile öngörülen eşik değerler üzerinde olması koşuluna bağlayan dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Bu itibarla, yukarıda yer verilen yargı kararlarının gerekçelerine aykırı olarak,  Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesi ile değiştirilen mevcut Yönetmeliğin 20. maddesinin 1. fıkrası yönünden yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir.” denilmek suretiyle yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

Bu haliyle, dava konusu olay, ilgili mevzuat hükümleri ve  Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararındaki gerekçe birlikte değerlendirildiğinde, “ÇED Olumlu”  ya da  “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelerde, salt kapasite artışının dikkate alınmayarak projenin mevcut kapasitesi ve kapasite artırım istenilen kısımları toplamının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, “ÇED Olumlu” kararı bulunan projelere ilişkin yapılacak kapasite artışı projelerinin mevcut proje ile birlikte kümülatif olarak değerlendirilmesi gerektiği, “ÇED gerekli değildir” kararı bulunan projelere ilişkin kapasite artırım projeleri ile toplam kapasitesinin Yönetmelik eki Ek-2 sayılı listenin 43. maddesi ile belirlenen  jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması Isıl kapasitesi 20 MWe ve üzeri eşik değerini aşması halinde Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler kapsamında değerlendirilerek Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu düzenlenmesi gerekmektedir.

Olayda, davalı idare tarafından söz konusu 19,9 MWe kurulu güç kapasiteli Özmen 4 Jeotermal enerji santrali projesinin ısıl gücü 5 MWe ve üzeri- 20 MWe altında kaldığından bahisle proje tanıtım dosyası üzerinden inceleme yapılmak suretiyle işlem tesis edildiği görülmekte ise de yatırımcı firma tarafından yapılan başvuru üzerine 2013/01 No’lu aynı Jeotermal Kaynak İşletme Ruhsat Sahası içerisinde “19 MWe Kapasiteli Özmen-3 Jeotermal Santrali” için dava konusu işlemin tesisinden önce 24/07/2017 tarih ve E.2017380 sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildiği göz önüne alındığında söz konusu firma tarafından jeotermal enerji santrali projesinin aynı ruhsat alanı içerisinde ısıl gücü 20 MWe altında kalacak şekilde etaplar halinde gerçekleştirildiği görülmektedir.

Bu durumda, hakkında “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan 19 MWe’lik mevcut proje yanında 19,9 MWe’lik kurulu güç kapasiteli Özmen-4 projesi için başvuru yapan yatırımcı firmanın aynı ruhsat sahası için yaptığı başvurunun kapasite arttırımı niteliğinde olduğunun açık olduğu, bu haliyle projelerin toplamı bir bütün olarak göz önünde bulundurulmak suretiyle davacı başvurusunun çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler kapsamında değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, sadece 19,9 MWe kapasite artışı projesi üzerinden değerlendirme yapılarak projenin Yönetmelik eki EK-1 sayılı liste ile belirlenen eşik değerin altında EK 2 sayılı listenin 43. maddesi kapsamında (Isıl gücü 5 MWe ve üzeri 20 MWe altı) kaldığından bahisle seçme, eleme kriterleri uygulanacak projeler kapsamında değerlendirilerek verilen dava konusu “ÇED Gerekli Değildir” kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 317,95 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.700,00 TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücreti avansının istem halinde derhal, kararın kesinleşmesinden sonra ise Mahkememizce re’sen davacıya iadesine, 2577 sayılı Kanunun 20/A-2/g maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (On beş) gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 22/04/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: