Yargıtay Başsavcılığı, Cumhuriyet davası tebliğnamesinde ikinci kez “suç yok” dedi

Yargıtay Başsavcılığı, Cumhuriyet davası tebliğnamesinde ikinci kez “suç yok” dedi

Daire direnirse son söz Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun olacak

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet gazetesi davasında, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin, “suç yok” diyerek verdiği beraat kararlarına karşılık ilk kararında direnerek yargılanan Cumhuriyet çalışanlarının cezalandırılmasını isteyen mahkemenin kararına yönelik tebliğnamesini tamamladı. Başsavcılık, daha önce olduğu gibi tebliğnamede “örgüte bilerek ve isteyerek yardım” suçunu işledikleri gerekçesiyle cezalandırılan eski Cumhuriyet yönetici ve yazarlarına verilen cezalarının bozulmasını istedi. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin aksine önceki beraat kararında ısrarcı olursa dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gidecek.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Cumhuriyet davasında, Yargıtay Başsavcılığı’nın da görüşü doğrultusunda Ahmet Şık dışındaki sanıkların cezalarını bozmuş ve beraatlerine hükmedilmesi gerektiğini belirtmişti. Daire, kararın, dosyaları 5 yılın altında ceza aldıkları için Yargıtay’a gelmeyen ve cezaevine konulan diğer Cumhuriyet davası sanıklarına da sirayet ettirilmesi gerektiğine hükmetmişti. Bunun üzerine cezaevindeki gazeteciler de yerel mahkeme tarafından -gecikmeli biçimde de olsa- serbest bırakılmıştı.

İlk kararında direndi

Yeniden yapılan yargılamada İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi, yargı reformu paketine rağmen ilk kararında direndi. Mahkeme, “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte terör örgütüne yardım etmek” suçundan Akın Atalay‘ın 8 yıl 1 ay 15 gün, Orhan Erinç‘in 6 yıl 3 ay, Hikmet Çetinkaya‘nın 6 yıl 3 ay, Murat Sabuncu‘nın 7 yıl 6 ay, Bülent Utku‘nun 4 yıl 6 ay, Önder Çelik‘in 3 yıl 9 ay, Musa Kart‘ın 3 yıl 9 ay, Hakan Karasinir‘in 3 yıl 9 ay, Mustafa Kemal Güngör‘ün 3 yıl 9 ay, Güray Tekin Öz’ün 3 yıl 9 ay, Aydın Engin‘in 7 yıl 6 ay, Ahmet Şık‘ın 7 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme, Kadri Gürsel’in ise, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda beraatine hükmetti.

“Suç yok”

Yargıtay Başsavcılığı, bu kararla ilişkin olarak da tebliğname hazırladı. İlk tebliğnamedeki görüşlerini tekrarlayan başsavcılık, Ahmet Şık dışındaki tüm sanıkların cezalarının bozularak, beraatlerine karar verilmesini talep etti. Bağlayıcı olmayan tebliğnamede, ilk tebliğnamede olduğu gibi Şık’ın “örgüte yardım” yerine, “örgütü basın yoluyla övme”, “propaganda” ve “devlet organlarını aşağılama” suçlarından cezalandırılması talep edildi. Gürsel’in beraat kararının da onanması istendi.

Şiddet çağrısı vb. açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin anlatıldığı tebliğnamede, bu konudaki Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları örnek gösterildi. Kararda, ifadelerin bağlamından kopartılarak incelenmesinin hatalı sonuçlara yol açabileceği belirtilerek, toplumun bir kesimi için hoş olmayan, sert üslupla dile getirilen, şok edici ya da incitici ifadelerin de şiddet ve terör övülmediği sürece ifade özgürlüğü kapsamında olacağı anımsatıldı.

Tebliğnamede, yargı kararlarına göre, basının ve gazetecilerin görev ve sorumlulukları anımsatılırken, ifade özgürlüğünün sınırının “terör, terörü övme, şiddeti teşvik, ırkçılık, ülkenin bölünmesi hedefini güden, demokratik rejimi yıkmayı amaçlayan” ifade açıklamaları olduğunun altı çizildi. Gazetecilerin etik sorumluluk ve ödevleri de anımsatıldı.

Gazete yöneticilerinin suça konu edilen yazılarda sorumluluk sahibi olmadıklarının anlatıldığı tebliğnamede, suçlanmalarına gerekçe gösterilen başka isimlerin bylock konuşmalarında adlarının geçmesi, Abant toplantılarına katılma, HTS kayıtları gibi diğer kanıtların da terör örgütlerinin amacı doğrultusunda hareket edildiğine ilişkin kanaat oluşmasını sağlayacak nitelikte olgular içermediği kaydedildi. Bylock kullanan kişiyle yapılan görüşmeye ilişkin HTS kaydının tek başına “örgüte yardım” suçunu oluşturmaya yetmeyeceğinin anlatıldığı tebliğnamede, Cumhuriyet Vakfı seçimi davası için de “Cumhuriyet Vakfı’ndaki görev ve sorumlulukları dolayısıyla Cumhuriyet Gazetesi’nin terör örgütlerine yardıma dönüşen yayın politikasındaki değişikliğe çanak tuttukları iddiasının olgusal içeriklerden yoksun olduğu anlaşılmıştır” denildi.

Tebliğnamede, aynı davada yargılanan ancak cezaları 5 yılın altında olduğundan temyiz hakları bulunmadığı için dosyaları daha önce Yargıtay’a gelmeyen sanıkların da aynı gerekçelerle beraatleri istendi. 

Ahmet Şık için ceza istemi

Tebliğnamede, Ahmet Şık’ın “PKK’nın bazı eylemlerinin, örgütün yönetici kadrosunda yer alan ve hakkında yakalama kararı bulunan Cemil Bayık ağzından onaylayarak, kamuoyu önünde şiddet ve tehdit içeren söylem ve düşünceleri meşru gösterdiği, örgütün cebir ve şiddet söylemlerini övdüğü, örgütün bazı suçlarını iyi göstermek niyetinde olduğu” yorumu yapıldı. Şık’ın, DHKP-C’lilerin Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı öldürmesi eylemi ile ilgili de haber yaptığını anımsatıldı. Tebliğnamede, Şık’ın, şiddeti öven ve meşru gösteren görüntüler eşliğinde, eylemcilerle yaptığı telefon görüşmesini haberleştirdiği, Cumhuriyet’te yer alan, “Bizimki gazetecilik, sizinki ihanet” başlıklı haber metninin de Terörle Mücadele Yasası’nın 6. Maddesindeki “teröristlerin yöntemlerini meşru göstermek, öldürme eylemini övmek” kapsamına girdiği ifade edildi.

Şık’ın, Tahir Elçi’nin ölümünden sonra yaptığı “Tahir Elçi’yi tutuklamak yerine katletmeyi tercih ettiler. Katil sürüsü bir mafyasınız”, Karlov suikasti sonrası yaptığı, “Katil devlettir deyince bozuluyorsunuz”, “Suikastçinin Nusracı değil FETÖ’cü olduğunu kanıtlama gayretindeki iktidar ve yancıları, katilin polis olduğu gerçeğini ne yapacaksınız?” Twitter paylaşımlarının da ayrı ayrı TCK’nın 301. Maddesindeki “devletin kurum ve organlarını alenen aşağılama” suçunu oluşturduğu ifade edildi.

Yeniden daireye gidecek

Tebliğname, yeniden Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne gönderildi. Daire, ilk kararında direnir, sanıkların cezalandırılmasına yer olmadığına karar verirse dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gidecek. Genel Kurul’un kararı bağlayıcı olacak. Daire, görüşünü değiştirir, cezaları onarsa bu kez başsavcılığın dosyayı Genel Kurul’a taşıma hakkı doğacak. Genel Kurul bu kez kesinleşmiş cezaları görüşecek.

Kaynak:T24

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: